Logo
Çağ Üniversitesi
06.10.2020

NATO VE AB İÇERİSİNDE TÜRKİYE ÇATLAĞI (İsmail CİNGÖZ)

NATO VE AB İÇERİSİNDE TÜRKİYE ÇATLAĞI

İsmail CİNGÖZ

Doğu Akdeniz sahasında dev doğalgaz yataklarının tespit edilmesinin ardından Münhasır Ekonomik Bölge sorunları ortaya çıkmıştır. Çünkü kıyıdaş ülkeler arasında paylaşım görüşmeleri yapılırken Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nin adeta yok farz edilerek hareket edilmesi üzerine Türkiye’nin karşı hamleler ile atağa geçmesi ve yeni sondaj çalışmaları başlatması Yunanistan ve Batı için yeni sorunlar olarak algılanmıştır. Yaşanan gelişmeler iki NATO ülkesinin çatışma riskini her geçen gün arttırdığı izlenimi vermektedir.

Türkiye ile Yunanistan arasında devam etmekte olan özellikle Doğu Akdeniz ve Ege sorunlarında Avrupa Birliği (AB)’nin her geçen gün daha fazla taraf olduğu dikkat çekmektedir. Tabi burada AB ülkelerinin “Birlik Ruhu” ile hareket ettikleri görüntüsü vermeye çalıştıkları gibi bir düşünce bekleniyor olsa da aslında AB ülkelerinin Almanya ve Fransa endeksli olarak iki kutuplu bir bölünmüşlük içerisinde hareket ettikleri görülmektedir. Zira özellikle İngiltere’nin ayrılmasından sonra Fransa, AB’nin kuşkusuz lokomotif gücü Almanya’ya karşı her hal ve şartta kendi gücünü ispat etme mücadelesi içerisine girmiştir.

Almanya-Fransa güç mücadelesinin, Yunanistan ile Türkiye arasında devam eden kriz süreci üzerinden yürütüldüğü ve “AB üyesi Yunanistan’ı kim daha fazla destekleyecek?” tarzında bir tutum ile hareket edilerek, AB’nin Yunanistan’ın yanında olduğu görüntüsü sergilenmekte olsa da AB’nin yekpare hareket edemediği muhakkaktır.

Arabuluculuk yapmaya çalıştığı görülen Almanya ile birlikte hareket eden İspanya ve İtalya’nın daha uzlaşmacı bir yaklaşım sergiliyor olmasına karşılık; Fransa’nın Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile birlikte daha sert bir çizgi izlediği görülmektedir. Dolayısı ile AB’nin olası ve mevcut bir krizle nasıl başa çıkılacağı ve çözüm stratejilerinde ne yapılabileceği hususlarında ikiye bölünmüşlüğü[1] ortaya çıkmıştır.

Bu arada Türkiye’nin NAVTEX ilan ettiği Doğu Akdeniz sahalarında ve Kıbrıs açıklarında deniz ve hava kuvvetlerinin müşterek katılımları ile askeri tatbikat düzenleyen Fransa, Yunanistan ve GKRY askeri kuvvetlerine İtalya’nın da deniz ve hava birlikleri göndererek dahil olması dikkat çekmiştir. Zira İtalya’nın bir taraftan uzlaşmacı Almanya’ya destek verirken diğer taraftan ise sertlik yanlısı Fransa’nın yanında yer alarak iki başat gücü de idare etmeye çalıştığı ve uzun vadede “her hâlükârda kazananın yanında yer almak istediği” gibi bir durum ortaya çıkmaktadır.

Fransa, NATO üyesi olarak aynı kanatta yer alıyor olmasına rağmen, AB üyesi değil diyerek Türkiye’yi hem Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve GKRY hem de Libya politikalarında her platformda eleştiriyor olması dikkat çekmektedir. Fransa’nın Korsika Adası’nda AB’nin güney kanadını oluşturan ve MED7 ismi verilen 7 ülke (Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz, Yunanistan, GKRY, Malta) devlet ve hükümet başkanlarının 10 Eylül 2020 tarihinde gerçekleştirildikleri toplantıda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından yapılan açıklamalar hem Türkiye hem de AB için önemli mesajlar içermektedir.

Toplantı genel manada Doğu Akdeniz, Yunanistan, GKRY ve Libya politikaları üzerine olsa da Macron’un provokatif faaliyetlerinin ne aşamaya geldiğini göstermesi açısından üç husus çok önemlidir. Macron;

(1) Türkiye’yi artık NATO içerisinde bir ortak olarak görmediğini deklare etmiştir.

(2) Almanya’yı by-pass ederek AB içerisinde bölünmüşlük sergilemiştir.

(3) Fransa’nın kabul etmediği İngiltere’nin Jersey ve Guernsey Adaları hakkındaki kıta sahanlığı tezlerinin birebir benzeri, Yunanistan’ın Meis Adası kıta sahanlığı tezlerini destekleyerek Fransız politikalarının ikiyüzlülüğünü göstermiştir[2].

Sonuç olarak;

Macron’un Türkiye’yi NATO içerisinde bir ortak olarak görmediği açıklamasına NATO’dan bir cevap gelmemiştir. Suskunluk zımnen kabul etmekse, Türkiye için bir yol ayrımı demek olan bu durumu, Türkiye karar alıcı mekanizmaları çok iyi analiz etmeli, gelecek vizyon ve hedeflerinde yeni stratejik kararlara hazırlıklı olmalıdır.

Almanya’ya karşı güç gösterisi yaptığı anlaşılan Macron’un, bu hamlesi uzun vadede karşılık bulmayacaktır. Zira Türkiye’ye “Ya Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerine son ver ve müzakere et ya da yaptırım riskiyle karşı karşıya kalırsın” şeklinde özetlenebilecek bir mesaj gönderilmesi başta Almanya olmak üzere AB içerisinde çok fazla itibar görmeyeceği baştan bellidir. Olası bir yaptırımdan en az Türkiye kadar AB devletleri de olumsuz etkilenecektir.

Almanya’dan hariç MED7 ülkelerinden İtalya, İspanya ve Malta’nın da Türkiye ile diyalogdan yana siyaset izliyor olmaları AB’nin Türkiye’ye karşı sergilemeye çalıştığı “Birlik Ruhu” imajını uluslararası platformda yerle bir edecektir.

Son söz olarak Türkiye; en üstte ABD’nin yer aldığı; Fransa, İsrail, Yunanistan, GKRY ve Ermenistan ile birlikte Mısır, Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Sudan’ın da dahil olduğu bir küresel oluşum tarafından kuşatılma ve çevrelenmeye karşı mücadele etmektedir. Türkiye bu mücadelesinde Doğu Akdeniz, Libya, Irak, Suriye ve Somali sahalarında tıpkı 1915’te Çanakkale’de olduğu gibi adeta mevzi savaşları yürütmektedir.

ABD öncülüğünde Türkiye’ye karşı olası bir oldu-bitti hamlesine; “çıkarlarına uymadığı için” Rusya’nın Türkiye ile birlikte hareket edeceği kuvvetle muhtemel görülmektedir. “Modern İpek Yolu” projesi ile demir ve deniz yolları üzerinden Avrupa’ya açılmaya çalışan Çin’in de stratejik çıkış kapısı olan Türkiye’yi yalnız bırakmayı göze alamayacağı beklenmektedir. Ancak Türkiye karar alıcı mekanizmaları bu hususları her türlü olasılık üzerinden çok iyi değerlendirmeli, uluslararası ilişkilerini de bu olasılıkları göz önünde bulundurarak geliştirmelidir.

                        :

İsmail CİNGÖZ; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı/M.Sc. – BULTÜRK Ankara Temsilcisi. cingozismail01@gmail.com

 

[1] Steven ERLANGER; “Rising Tensions Between Turkey and Greece Divide E.U. Leaders” (Türkiye ile Yunanistan Arasında Yükselen Gerginlik AB Liderlerini Böldü), https://www.nytimes.com/2020/08/27/world/europe/greece-turkey-eu.html, 27.08.2020.

[2] Tolga ŞAHİN; “Fransa’nın İki Yüzlülüğü, Jersey ve Guernsey Adalarına Gelince Kabul Etmiyor, Meis Adasında Yunanistan’ı Destekliyor”, Yeniçağ Gazetesi, 15.08.2020.

 

NOT: Bu makale 16.09.2020 tarihinde Ticari Hayat Gazetesi’nde yayınlanmıştır.