Logo
Çağ Üniversitesi
21.03.2020

VİRÜS SONRASI 'YENİ DÜNYA DÜZENİ'

Prof.Dr. Esat ARSLAN tarafından

VİRÜS SONRASI 'YENİ DÜNYA DÜZENİ'

Bilmem anımsar mısınız? “Mini mini valimiz, ne olacak halimiz?” özdeyiş mertebesindeki sözünü ve bu söze konu olan 1950’lerin İstanbul’una çeki düzen veren adam gibi adamını. Nasıl çok mu geç? Canım geçen yüzyılın ortalarını soruyorum. Neredeyse 70 yıl önceki İstanbul halkı, ona, kısa boylu, ufak tefek oluşundan ötürü, “minik vali”, daha doğrusu onu bağrına basacak şekilde  “Mini mini valimiz” yakıştırmasını yapmıştı. Kolay değil, hem İstanbul Valisi hem de Belediye Başkanı idi, “Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay”. Akşamcılar, ufak tefek oluşundan ötürü, küçük rakı şişelerinin adına “Fahrettin Kerim” adını takmışlardı. Bakkaldan bir rakı mı alacaktın:

Ver şurdan bir Fahrettin Kerim” denirdi. Meyhanede kafayı mı çekecektin:

Getir şurdan bir Fahrettin Kerim” denilirdi, keyifle. 

Akademisyenliği, Akıl Hastalıkları Doktoru olmak hemi de, ünlü Akıl Hastalıkları uzmanı Mazhar Osman’ın yardımcısı olmaktı. Bütün İstanbul bilirdi, arkasından da yapıştırırdı. “Mini mini valimiz, ne olacak halimiz?” Yurt çapında ünlenmişti? Her hareketiyle gazetelerin diline düşer, başlıklarda, karikatürlerde görülürdü. İstanbul demek, bir anlamda Fahrettin Kerim demekti. Halk pahalılıktan mı şikâyet ediyor, hemen önlemini alır, haldeki kabzımallarla savaşa tutuşurdu:

Domatesi şu fiyata satmazsanız sırtıma küfeyi alıp Eminönü’nde domates satarım” diyerek, sebze fiyatlarında savaşı kazanmasını bilirdi.

Kalabalık yerlerde, maçlarda, at yarışlarında, türlü toplantılarda uzaktan göründü mü, halk bağırırdı:

Mini mini valimiz, ne olacak halimiz?” Halkta dert çok, hele onun gibi, inandırıcı birini buldu mu? Tutabilene aşk olsun. 

Bana göre “İkinci Fahrettin Kerim” de günümüzün Sağlık Bakanı “Dr. Fahrettin Koca”. O da “Hipokrat Yemini” etmiş bir doktor, “Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı”. Malum, Antik çağda yaşamış ve Batı tıbbının kurucusu olduğu kabul edilen Hipokrat’ın adından mülhem “Hipokrat Yemini” hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının mesleklerini onurla uygulayacaklarına dair tarih boyunca ettikleri bir yemin. Nasıl da bu süreci fedakarlık abideleri olarak götürüyorlar.

Evet, efendim, şimdilerde “dezenfektan” şişelerine büyük oldukları için “Ver şurdan bir Fahrettin Koca” denildiğini duyar gibi oluyorum. Maskeler ise olmuş mu “Getir şurdan bir Fahrettin Koca”. Bu arada, halkla ilişkiler disiplinini en iyi yapanlardan birisi de, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca. Unutmayalım, Türk milletinin ve devletinin bir şansı da iletişim başkanlığı görevini yapanın da “Üçüncü Fahrettin Kerim” diyebileceğimiz, siyasal iletişim, medya ve iletişim sosyolojisi, siyaset sosyolojisi ve kültürel alanda çalışmaları olan başarılı İletişim Uzmanı “Prof. Dr. Fahrettin Altun”. Şu konuyu hep birlikte ifade edelim, okyanusun öte yakasında kapalı kapılar arkasında kurgulanan “üst aklın ekonomik oyunları”na karşı “devlet aklı” mücadelesini yürütebilecek ehliyette olduklarını söyleyelim, bu bile büyük bir moral kaynağı, sevgili okurlar.

Şimdi soru şu? Dünya Korona ya da diğer adıyla KOVID-19 kısaca virüs belasından kurtulduktan sonra yer küre nereye doğru evrilecek? Bu belayı savuşturduktan sonra nasıl bir dünyaya uyanacağız? Bu konuda komplo kuramı üretmek son derece kolay. Ama bir gerçek var ki, Amerikan Merkez Bankası (Federal Reserve,Fed) arkasındaki,  Trump’ı ABD başkanlığına getiren güç, ya da yaygın kullanımıyla üst akıl, Trump’ın tekrardan ABD Başkanı seçilebilmesi için, 2020 yılının başlangıcı ile son derece yaygın bir ekonomik oyunu tezgâha koyduğu etkileriyle görülmeye başlamıştır, diyelim şimdiden. Malum, Trump iktidara “Tekrar ABD’yi büyük yapacağız” (Make America Great Again, daha çok “MAGA”kısaltması ) sloganı ile gelmiştir. Bu slogan Başkan Trump’tan önce de Ronald Reagan tarafından 1980 seçimlerinde “Yeniden Amerika’yı Büyük Yapalım“(Let’s Make America Great Again) şeklinde kullanılmıştır. Ama Trump, iktidara gelmesiyle Büyük Britanya’nın stüdyo projesi olan ÇHC’ne ve işgücü ucuz diğer ülkelere kaydırılan işleri ABD’ye tekrar getireceğiz ve ABD’yi tekrar büyük ülke yapacağız” biçiminde bir çıkış göstermiştir. Şöyle veya böyle bir korku imparatorluğu yaratarak, Trump birinci iktidarının son yılında ABD’nin uzun yıllardır kaybettiği işleri tekrar ABD’ye geri getirmesini başarmıştır, getirmeye de devam etmektedir.

Obama’dan sonra bütçe açığını ÇHC’ne satmış olduğu devlet tahvilleri ile kapatan bir devlet sistematiği devralan, Trump Başkan seçildiğinde bu nedenle ABD’nin devrinin bittiğini yeni dönemin “Çin-Rusya-AB” merkezli olacağını düşünülüyordu. Trump devlet tahvilleri aracını iyi kullanmış mıdır? Bana kalırsa evet.

 Şöyle ki, esas itibariyle ABD devlet tahvillerini satın almak demek, tüm dünyada olduğu gibi, ABD’ye borç vermek demektir. ÇHC, ABD ve benzeri ülkelerden elde ettiği dış ticaret fazlasının bir kısmıyla, diğer ülkelerle olan dış ticaret açığını kapatmayı yeğlemektedir. Bunu yapabilmesini sağlayan önemli bir özellik ise, ABD dolarının uluslararası para olması ve bu sayede diğer ülkeler kendilerine ABD doları cinsinden ödeme yapılmasını kabul etmesinden kaynaklanmaktadır.

Trump iktidara gelir gelmez,  önce ÇHC’ne yönelip, istediği ticaret anlaşmasını imzalatması sonrası korumacı bir ekonomik politikaya yönelmiştir. Ancak, bütün bu işler yapılırken, ÇHC’nin, ABD Başkanı Donald Trump’un korumacı önlemlerine karşı yaklaşık 1,2 trilyon dolarla en çok ABD tahviline sahip ülke olarak “tahvil kozu”nu kullanma ihtimalini de Trump göz ardı etmemiştir. İşin ilginçliğine bakar mısınız? Kâr getirsin diye almış olduğunuz, bir menkul kıymete karşı ABD’nin uygulamasına bakar mısınız? Yani? 1929’daki “Büyük Buhran”dan bu yana ABD Merkez Bankası’nın (FED) başvurduğu en agresif politikaları uygulayarak dünya finans piyasaları tarihine geçen Ben Bernanke’nin parasal genişleme politikası son raddesine bir odaklanır mısınız? 

ABD’nin 2008 krizinin ardından özellikle koronavirüs salgınının dünya üzerinde yaygınlaşmasıyla parasal genişleme konusunda 12 yıl sonra faizlerin sıfıra indirilmesi meydan okumasını nasıl anlamalıyız? Kâr amaçlı bir menkul değer alıyorsunuz? Getirisi sıfır.

Şunu tekraren söylemek istiyorum. Koronavirüs ve petrol savaşlarının tetiklediği ekonomideki durgunluk emareleri piyasalarda sert satışları getirince FED, Mart 2020 ayı içinde ikinci kez olağanüstü faiz indirime giderek faizi sıfırlamıştır. Banka ayrıca 700 milyar dolarlık parasal genişlemesini 500 milyar dolarlık kısmı Hazine, 200 Milyar dolarlık kısmı Mortgage Tahvili olarak piyasalara yansımıştır. Koronavirüs sonrası piyasaları dolara boğacak 700 milyar dolar tek seferde yapılacak en büyük parasal genişleme olarak tarihe geçeceği değerlendirilmektedir. ABD yönetimi koronavirüsünün ekonomik etkilerini azaltmak için vatandaşlara iki haftada bir eyaletlere göre değişen asgari ücretin yarısından biraz az 1.000 dolar karşılıksız para vermek üzerine çalışması sonrası tüketim piyasasına büyük bir canlılık gelebileceği düşünülmektedir. Faizi sıfırı olan bir ülkede tüketim canlılığının kendini göstereceği ayanı beyan bir işlemdir, yapılan.

Bütün bunlardan sonra Çin’e karşı virüs etkisini çok yönlü olarak gösterirken, petrol fiyatlarının düşüşü ile Rusya’nın da hedef alındığı ayan beyan belli olmaya başlamıştır. Güreşteki yenilgiyle eş değer olan RF’nin pes ettirmeye kadar geçecek bir süreci kastetmekteydim.  Malum, görünen odur ki, savunma sanayindeki kısıtlı girişimlerine karşın, RF’nın, tek gelir kaynağı petrol ve doğalgaz olduğu bilinmektedir. Başkan Putin yıllardır petrol ve doğalgazdan gelen büyük gelirlerini, tıpkı SSCB devrinde olduğu gibi, savunma sanayine aktararak tekrar güçlü bir Rusya algısı oluşturmaya çalışmaktadır.

Bu bir anlamda ABD’nin  “Tekrar ABD’yi büyük yapacağız” sloganına bir tepkimedir. Koronavirüsten dolayı üretimin azalması, ABD’de büyük ölçüde dış bağımlılığını sıfıra indirebilecek olan kaya gazının üretim maliyetinin ucuzlaması ve yakın gelecekte yeni araçların çok büyük bir kısmının elektrikli olmasıyla fosil yakıta olan talebi azalmasıyla ‘Petrol Devri’nin bitmesi, RF’nın da çöküşünün hızlandırabileceği değerlendirilmektedir. Çünkü RF’nin petrol altyapısı Sovyetlerden kalma, son derece eski, petrol rezervleri büyük ölçüde Sibirya’da olduğu için çıkarım ve aktarım maliyetinin Suud petrol maliyetinden kat kat fazladır. Ham petrol varil başı çıkarım maliyetinin neredeyse 45 dolar olması hasebiyle varil fiyatının 30 doların altına düşmesi ve bunun sürdürülmesi RF için çöküş demektir. Unutmayalım, RF’nın 1917’deki Bolşevik Devrimi ve 1990 Sovyetler Birliğinin yıkılmasında yaşandığı gibi üçüncü büyük çöküşün de bu şekilde kaçınılmaz olabileceği düşünülmektedir.

Üst aklın ekonomik oyunları bakımından AB bir hedef olarak düşünüldüğünde ise, Büyük Britanya’nın her bir şeyi göze alarak BREXIT’i akla getirmektedir. Malum bu da AB’nin en zayıf halkasıdır.  AB’nin Koronovirüsün yeni merkez üssü olması ile beraber Avrupa Birliği siyaseten ve ekonomik olarak etkilenmesi sonrası ABD’ye tekrar biat edilmesi safhasının gelebileceği değerlendirilmektedir. Zaten AB‘nin neredeyse tüm kaleleri ABD tarafından tekrardan geri alınmıştır. Ancak ABD şimdi kendini biraz daha ağıra satmakta, AB ülkelerinin savunmaya katkısı beklenmektedir.

Lütfen bakar mısınız, ABD son 25 yılın en büyük tatbikatı “Europe Defender 20” tatbikatı için Ocak ayından bu yana sadece kara kuvvetleri kanalından yaklaşık altı bin askeri personelini Avrupa’ya aktarmıştır. Avrupa kıtasının biranda yeni tip Kovid-19 salgın merkezi olmasıyla, son dakikada bu tatbikat için askeri personel sevkiyatını durdurduğunu açıklamıştır. Defender Europe 2020 tatbikatı ile bağlantılı olan “Dynamic Front”, “Joint Warfighting Assessment”, “Saber Strike” ve “Swift Response” tatbikatlarının da yapılmayacağı açıklanmıştır.

Bu açıklama şimdi yapılmıştır. Açıklamada, “Avrupa’da konuşlanmış olan zırhlı tugay savaş grubunun “Allied Spirit tatbikatı” kapsamında müttefikleri ile topçu ve diğer ortak tatbikatlar yapılması istenilmiştir. Anlayabilen geri gelsin. Efendim, tek bir merkezden yönetilen “Ana Akım Medya”nın büyük bir kısmı bu konuda sessizliğini korurken, bir başka ifadeyle Amerikalıların AB’ye gitmesi bile yasaklanmışken, ABD askerlerinin virüs tehlikesine karşın neden Avrupa’ya geldikleri bir türlü anlaşılamamış, ve de anlaşılamamaktadır.

Bütün bunlardan sonra söylemem odur ki, Türkiye Cumhuriyeti, okyanus ötesindeki üst aklın kendisine tehdit olarak yönelen ekonomik oyunlarını uzun zamandır test etmekte, buna karşı gerekli antikorları üretmektedir. Başta savunma sanayii olmak üzere hemen hemen her konuda kendi kendine yeterliliğini sınayan büyük bir kararlılıkla bu ideale doğru giden Türkiye Cumhuriyeti koronavirüsle mücadele kapsamında proteksiyonist yani iç pazarı koruyucu tedbirleri yürürlüğe soktuğu ölçüde daha da güçlenecektir.

Amerikan Merkez Bankası arkasındaki, Trump’ı ABD başkanlığına getiren güç, ya da yaygın kullanımıyla üst akıl, paniği arttırmak için butona ne kadar ve ne şekilde basarsa bassın, TC doğru yoldadır, ben de sizlere, “paniğe gerek yok” derim,  sevgili okurlar.

Prof.Dr. Esat ARSLAN

YAZAR HAKKINDA