3 Ağustos 2026’da Novorossiysk açıklarında İHA saldırısına uğrayan Türk sahipli
NADEZHDA adlı Ro-Ro gemisi
Rusya-Ukrayna savaşının deniz alanına yayılması, Karadeniz’de sivil deniz taşımacılığını doğrudan etkileyen yeni bir güvenlik ortamı yaratmıştır. İnsansız Hava Aracı (İHA), Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) ve İnsansız Deniz Aracı (İDA) kullanımının ticaret gemilerine yönelmesi, klasik deniz güvenliği tedbirlerini aşan bir tehdit ortaya çıkarmaktadır. Saldırılar ilk aşamada özellikle Rus petrol ihracatı ve savaş ekonomisiyle bağlantılı olduğu ileri sürülen “gölge filo (shadow fleet)” tankerlerine yönelmiştir. 28 Kasım 2025’te Gambiya bayraklı KAIROS ve VIRAT adlı tankerlerin deniz dronlarıyla vurulması bu eğilimin belirgin örneklerinden biridir.[1] Saldırıların Karadeniz’de Türkiye’nin Münhasır Ekonomik Bölgesi (MEB) içinde gerçekleşmesi üzerine Dışişleri Bakanlığı, olayların seyir, can, mal ve çevre emniyeti bakımından ciddi risk oluşturduğunu açıklamıştır.[2]
Bununla birlikte tehdit kısa sürede Rus gölge filosuyla sınırlı kalmamış; savaşın tarafı olmayan üçüncü devletlere ait veya bu devletlerin ekonomik menfaatleriyle bağlantılı ticaret gemileri de saldırıların mağduru olmaya başlamıştır. Türk sahipli gemiler bu örneklerin başında gelmektedir. 22 Haziran 2026’da Ukrayna’nın Chornomorsk Limanı açıklarında Türk sahipli, Panama bayraklı bir kuru yük gemisi İHA saldırısına uğramış ve iki Türk gemi adamı yaralanmıştır.[3] 3 Ağustos 2026’da ise Novorossisk’ten ayrılan YAŞAR ve NADEZHDA isimli Türk sahipli gemiler İHA saldırısına maruz kalmış, aralarında Türk vatandaşlarının da bulunduğu personel yaralanmıştır. Türkiye bu olay sonrasında Karadeniz’de seyrüsefer emniyetinin sağlanması için “somut tedbirlerin ivedilikle hayata geçirilmesi” çağrısında bulunmuştur.[4] Bu gelişmeler, Karadeniz’de sivil ticaretin Rusya-Ukrayna arasındaki çatışmanın tali etkisinden çıkıp doğrudan güvenlik riskine maruz kaldığını göstermektedir.
IMO’nun Tutumu ve Düzenleyici İhtiyaç
Birleşmiş Milletler’in denizcilik faaliyetlerini düzenlemekten sorumlu Uluslararası Denizcilik Örgütü (International Maritime Organization – IMO), savaşın deniz taşımacılığı üzerindeki etkisini çeşitli karar ve açıklamalarla ele almıştır. IMO Genel Kurulunun A.1183(33) sayılı kararı, Karadeniz ve Azak Denizi’nde sivil gemilerin ve gemi adamlarının korunması ile seyrüseferin güvenliğinin önemini vurgulamıştır.[5] IMO Genel Sekreteri 13 Temmuz 2026’da Karadeniz ve Azak Denizi’nde sivil ticaret gemilerine yönelik saldırıları ayrıca kınamış; gemi adamlarının tarafı olmadıkları jeopolitik çatışmaların mağduru olmaması gerektiğini belirtmiştir.[6]
IMO Konseyinin 137. oturumunda kabul edilen “Hayati Deniz Ulaştırma Yollarının Korunması” (Protection of Vital Shipping Lanes) kararı Hürmüz Boğazı’ndaki kriz bağlamında kabul edilmiş olmakla birlikte, seyrüsefer serbestisinin korunması, hayati ulaştırma yollarının açık ve güvenli tutulması, gemi adamlarının korunması ve devletler arası iş birliği yönündeki genel ilkeleri Hürmüz’le sınırlı değildir; bu yönüyle Karadeniz bakımından da geçerlidir.[7] Buna karşılık Karadeniz’in askerî güvenlik mimarisi bakımından Türk Boğazları ve sahildar olmayan devletlerin savaş gemileri için özel rejimi Montrö Boğazlar Sözleşmesi belirlemektedir.
Bu çerçevede IMO’dan Karadeniz’de askerî bir görev gücü kurması beklenmemelidir. Esas ihtiyaç, örgütün yeni İHA/İDA tehdidine ilişkin risk yönetimi, gemi güvenlik planları, erken uyarı, elektronik karşı tedbirler ve teknik standartlar konusunda daha belirgin bir uluslararası çerçeve geliştirmesi; operasyonel koruma tedbirlerinin ise Montrö rejimine[8] uygun olarak öncelikle Karadeniz’e kıyıdaş devletlerce oluşturulmasıdır. Böylece IMO’nun normatif ve teknik rolü ile sahildar devletlerin fiilî güvenlik sorumluluğu birbirini tamamlayacaktır.
Ticaret Gemilerine İHA-Savar Yerleştirilmesi
Artan tehdit karşısında ticaret gemilerine İHA karşıtı sistemler yerleştirilmesi gündeme gelmiştir. Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (Ankara University National Center for the Sea and Maritime Law – DEHUKAM) tarafından hazırlanan bilgi notu, özellikle aktif “elektronik karıştırma (jammer) sistemlerinin” İHA’nın haberleşme veya uydu konumlandırma bağlantısını keserek savunma sağlayabileceğini; ancak ticaret gemilerinde bu sistemlere özgülenmiş bağlayıcı bir uluslararası sözleşme veya IMO standardının henüz bulunmadığını ve seçeneğin önemli hukukî ve teknik sorunlar doğurduğunu ortaya koymaktadır.[9]
Buradaki ilk sorun geminin sivil niteliğidir. Aktif savunma sistemi taşıyan bir ticaret gemisinin bazı devletlerce “silahlandırılmış ticaret gemisi” veya ticari olmayan platform şeklinde değerlendirilmesi; silahlı çatışmalar hukuku, liman devleti denetimi, sigorta, sertifikasyon ve sorumluluk bakımından tartışma yaratabilir. İkinci sorun elektromanyetik etkidir. Jammer yalnızca saldıran İHA’yı değil, aynı frekansları kullanan sivil sistemleri de etkileyebilir. Denizcilikte seyir emniyeti ve güvenliği için kullanılan Küresel Uydu Seyrüsefer Sistemi (Global Navigation Satellite System – GNSS), Küresel Konumlama Sistemi (Global Positioning System – GPS), Küresel Deniz Tehlike ve Emniyet Sistemi (Global Maritime Distress and Safety System – GMDSS), Otomatik Tanımlama Sistemi (Automatic Identification System – AIS), Elektronik Harita Gösterim ve Bilgi Sistemi (Electronic Chart Display and Information System – ECDIS), radar, liman haberleşmesi ve hatta sivil havacılık sistemlerinde zararlı sinyal bozucu etki ortaya çıkabilir. Bu sebeple elektromanyetik uyumluluk (Electromagnetic Compatibility – EMC), bayrak devleti izni, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) frekans yetkileri ve liman devleti mevzuatı birlikte değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla ticaret gemilerinin münferiden elektronik harp yeteneğiyle donatılması temel çözüm olarak görülmemelidir. Bu sistemler ancak ulusal ve uluslararası standartlar oluşturulduktan sonra, pasif korunma ve erken uyarı tedbirlerini tamamlayan son savunma katmanı olarak düşünülebilir.
İstanbul’daki Deniz Unsur Komutanlığı ve Jeopolitik İhtiyat
Bu değerlendirme yapılırken İstanbul Anadolukavağı/Beykoz’da planlanan Deniz Unsur Komutanlığı (Maritime Component Command – MCC) ayrıca dikkate alınmalıdır. Millî Savunma Bakanlığının resmî açıklamasına göre MCC, Çok Uluslu Kuvvet-Ukrayna (Multinational Force-Ukraine – MNF-U) çerçevesinde planlanan deniz unsurudur.[10] Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı ise MNF-U’nun çatışmalar sona erdikten sonra (halen Paris’de konuşlu) Ukrayna’ya konuşlanabilecek, Ukrayna’nın askerî kapasitesini yeniden güçlendirecek ve hava-deniz devriyeleriyle gelecekteki güvenliğini destekleyecek bir yapı olarak tasarlandığını belirtmektedir.[11] Bu nedenle MCC’nin, sivil ticaret gemilerinin tarafsız biçimde korunmasına yönelik kurulacak ayrı bir Karadeniz mekanizmasıyla kurumsal ve görevsel olarak karıştırılmaması gerekir.
Türkiye’de Cem Gürdeniz, Hasan Ünal ve Deniz Kutluk gibi uzmanlar, NATO merkezli yeni Karadeniz yapılanmalarının Türkiye’nin Montrö’ye dayalı denge politikasını aşındırabileceği ve Türkiye’yi Rusya ile daha doğrudan bir çatışma hattına yaklaştırabileceği uyarısında bulunmaktadır. Bu görüşe DADHAM da katılmaktadır. Gürdeniz, Karadeniz güvenliğinin NATO üzerinden değil kıyıdaş ülkeler üzerinden sağlanmasını savunmaktadır.[12] Ünal, Karadeniz güvenliğinin “kıyıdaş ülkelerin iş birliği ve uyumuyla” sağlanabileceğini belirtmekte ve Montrö’nün devre dışı bırakılmasına yönelik düşünceleri Türkiye açısından riskli görmektedir.[13] Kutluk da Türkiye’nin Rusya ve Ukrayna’ya eşit mesafede kalmasını, ABD ve NATO’nun Karadeniz’de ilerlemesini sınırlamasını ve Montrö’yü titizlikle uygulamasını savunmaktadır.[14] Bu görüşler Türkiye’nin jeopolitik risklerini öne çıkaran stratejik değerlendirmeler olup, Türkiye’nin Montrö Sözleşmesine ilişkin ulusal çıkarları ile uyumludur.
Karadeniz’deki güvenlik riskinin doğrudan yükü öncelikle sahildar devletler ve bölgeyle yoğun ticari bağlantısı bulunan ülkeler üzerinde hissedilmektedir. Bu nedenle, Hürmüz Boğazı veya Kızıldeniz’de görülen ölçekte Batı merkezli bir sivil deniz ulaştırmasını koruma girişiminin Karadeniz bakımından ortaya çıkmadığı görülmektedir. Nitekim IMO Genel Sekreterinin 13 Temmuz 2026 tarihli açıklamasında da uluslararası dikkatin Hürmüz’e yoğunlaştığı, buna karşılık Karadeniz ve Azak Denizi’ndeki gemi adamlarının karşı karşıya bulunduğu tehdidin gözden kaçırılmaması gerektiği özellikle vurgulanmıştır.[15]
Batılı devletlerin Ukrayna’ya desteğinde Rusya’nın askerî kapasitesinin zayıflatılması hedefinin de zaman zaman açıkça dile getirildiği görülmektedir. ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in Nisan 2022’de “Biz Rusya’nın zayıflamasını istiyoruz (We want to see Russia weakened)” ifadesi bunun en bilinen örneklerindendir.[16] Türkiye, Karadeniz’de sivil deniz ulaştırmasını koruma ihtiyacını daha geniş jeopolitik hedeflerle özdeşleştirmemeli; Rusya karşıtı bir blok politikasının parçası hâline gelmeden ve Rusya’nın savaş hedeflerini de desteklemeden iki savaşan taraf arasındaki dengeli konumunu korumalıdır.
Öneri: Montrö Temelli Sahildar Devletler Mekanizması
Kısa vadede, Türkiye’nin öncülüğünde Karadeniz’e kıyıdaş devletlerin sorumluluk üstlendiği, görevi yalnızca sivil deniz ulaştırmasının güvenliğiyle sınırlandırılmış bölgesel bir mekanizmanın oluşturulması uygun olacaktır. 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra Akdeniz’de yürütülen Etkin Çaba Harekâtı (Operation Active Endeavour – OAE) bu bakımdan kurumsal model olarak değil, kullanılan yöntemler bakımından örnek teşkil edebilir: deniz trafiğinin izlenmesi, durumsal farkındalık, şüpheli unsurların takibi ve belirli dönemlerde ticaret gemilerine refakat.[17]
Karadeniz’de ise bu fonksiyonların NATO harekâtı olarak değil, sahildar devletlerce ve Montrö Sözleşmesi sınırları içinde yürütülmesi gerekir. Türkiye, Romanya ve Bulgaristan’ın oluşturduğu Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu (Mine Countermeasures Task Group Black Sea – MCM Black Sea) bu yönde önemli bir bölgesel tecrübedir; Temmuz 2026’da görevi kritik denizaltı altyapısının korunmasını da kapsayacak şekilde genişletilmiştir.[18] Yeni mekanizma; müşterek İHA/İDA erken uyarısı, gerçek zamanlı tehdit bilgisi paylaşımı, sivil gemilerin tanımlanması, yüksek riskli güzergâhların gözetimi ve gerektiğinde ticaret gemilerine refakat gibi görevlerle sınırlandırılabilir. Rusya ve Ukrayna’nın savaşan taraflar olması nedeniyle aynı görev gücünde yer almaları bugün gerçekçi görünmese de, Ankara’nın Moskova ve Kiev’le çatışmasızlık, saldırı ihbarı ve sivil gemilerin korunması için doğrudan temas kanalları kurması mümkündür.
Bu yaklaşımın hukukî ve stratejik omurgası Montrö Boğazlar Sözleşmesi olmalıdır. Bilindiği gibi, Sözleşme, sahildar olmayan devletlerin Karadeniz’de bulundurabilecekleri savaş gemilerinin tonajını ve kalış süresini sınırlandırmakta; bu gemilerin Karadeniz’de 21 günden fazla kalmasına izin vermemektedir.[19] Dışişleri Bakanlığı da Sözleşme’nin 90. yıl dönümünde Montrö’yü Karadeniz’de “barış, güvenlik ve istikrarın ana teminatlarından biri” olarak nitelendirmiştir.[20] Bu nedenle Karadeniz’deki yeni güvenlik ihtiyacının, sahildar olmayan güçlerin sürekli askerî varlık kazanmasına gerekçe yapılmaması Türkiye bakımından temel bir ilke olmalıdır.
Sonuç
Karadeniz’de İHA ve İDA tehdidi, başlangıçta Rus gölge filosunun hedef alınması şeklinde görünür hâle gelmiş, fakat giderek Türk sahipli gemiler dâhil savaşın tarafı olmayan devletlerin ticari deniz ulaştırmasını da tehdit eden bir güvenlik problemine dönüşmüştür. Ticaret gemilerine İHA-savar veya jammer sistemleri yerleştirilmesi kısmi bir öz savunma tedbiri olabilir; ancak sivil geminin hukukî statüsünden elektromanyetik sinyal bozucu etkiye kadar yeni sorunlar doğurmaktadır. Esas çözüm, tehdidin ticaret gemisinin üzerine ulaşmadan önce bölgesel güvenlik tedbirleriyle azaltılmasıdır.
Bu nedenle kısa vadede Türkiye, Montrö ve “bölgesel sahiplik” ilkesi temelinde Karadeniz sahildarı devletler nezdinde girişim başlatmalı; sivil ticaret gemileri, gemi adamları ve kritik deniz ulaştırma yollarının korunmasına yönelik tarafsız ve sınırlı görevli bir mekanizmaya öncülük etmelidir. Bu yapı MNF-U/MCC veya NATO’nun Ukrayna’ya yönelik güvenlik garantilerinin uzantısına dönüşmemelidir. Uzun vadede ise kalıcı deniz güvenliği Rusya-Ukrayna savaşının diplomatik yollarla sona erdirilmesine bağlıdır. Türkiye, Batı ile Rusya arasındaki güç mücadelesinin tarafı olmadan, iki savaşan devletle de konuşabilme kabiliyetini ve Montrö’nün sağladığı dengeyi koruyarak ateşkes ve barış girişimlerini sürdürmelidir.
DAHAM
[1] “Unmanned vessel attacked Russian shadow-fleet tanker in Black Sea”, Turkey says, Reuters, November 29, 2025,
https://www.reuters.com/world/middle-east/unmanned-vessel-attacked-russian-shadow-fleet-tanker-black-sea-turkey-says-2025-11-29/
[2] “SC-24, 29 Kasım 2025, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli’nin Karadeniz’de İki Ticari Gemiye Yönelik Gerçekleştirilen Saldırılar Hakkındaki Soruya Cevabı”, T.C. Dışişleri Bakanlığı, https://www.mfa.gov.tr/sc_-24_-disisleri-bakanligi-sozcusu-oncu-keceli-nin-karadeniz-de-iki-ticari-gemiye-yonelik-gerceklestirilen-saldirilar-hk-sc.tr.mfa
[3] “Türkiye monitors condition of sailors injured in drone attack off Ukraine”, AA, https://www.aa.com.tr/en/turkiye/turkiye-monitors-condition-of-sailors-injured-in-drone-attack-off-ukraine/3974899 Erişim: Anadolu Ajansı haberi; T.C. Dışişleri Bakanlığı, No: 117
[4] “No: 151, 4 Ağustos 2026, Karadeniz’de Türk Sahipli Sivil Gemilere Yönelik Saldırılar Hk.”, T.C. Dışişleri Bakanlığı, https://www.mfa.gov.tr/no_-151_-karadeniz-de-turk-sahipli-sivil-gemilere-yonelik-saldirilar-hk.tr.mfa
[5] “The Impact of the Russian Armed Invasion of Ukraine on International Shipping”, IMO, Resolution A.1183(33), 11 December 2023, https://wwwcdn.imo.org/localresources/en/KnowledgeCentre/IndexofIMOResolutions/AssemblyDocuments/A.1183%2833%29.pdf
[6] “IMO condemns attacks on civilian merchant vessels in the Sea of Azov and the Black Sea”, IMO, 13 July 2026, https://www.imo.org/en/mediacentre/pressbriefings/pages/statement-on-attacks-in-black-sea-and-sea-of-azov.aspx
[7] “IMO Council reaffirms commitment to protecting vital shipping lanes”, IMO, 13 June 2026. https://www.imo.org/en/mediacentre/pressbriefings/pages/imo-council-reaffirms-commitment-to-protecting-vital-shipping-lanes.aspx
[8] Türk Boğazlarının geçiş rejimi ve Karadeniz’in güneliği konusunda bkz., Sami Doğru, “Türk Boğazları’nın Hukukî Statüsü : Sevr ve Lozan’dan Montrö’ye Geçiş”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.15, S.12, 2015, https://dergipark.org.tr/tr/pub/deuhfd/article/587193
[9] “Ticaret Gemilerinde İnsansız Hava Aracı Karşıtı Sistemlerin Kullanımının Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi Hk.”, DEHUKAM, Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi Bilgi Notları, (2026), https://www.dehukam.org/bilgi-notlari/
[10] “A Visit was Conducted to the Maritime Component Command, Planned to Be Established in Anadolukavağı, Beykoz”, T.C. Millî Savunma Bakanlığı, 28 March 2026. https://www.msb.gov.tr/SlaytHaber/e0eaaf74e5494727b6297c3e4906961a
[11] “UK takes command of multinational force for Ukraine”, GOV.UK, 24 July 2026, https://www.gov.uk/government/news/uk-takes-command-of-multinational-force-for-ukraine
[12] Cem Gürdeniz, “NATO’nun Yeni Türkiye Planları”, 12punto, 5 Nisan 2026. https://12punto.com.tr/yazarlar/cem-gurdeniz/natonun-yeni-turkiye-planlari-135377
[13] Hasan Ünal, “Batı’daki Montrö’yü askıya aldırma ve Karadeniz’e kuvvet gönderme söylemleri abesle iştigal”, SPUTNIK Türkiye, 25 Temmuz 2023. https://anlatilaninotesi.com.tr/20230725/batidaki-montroyu-askiya-aldirma-ve-karadenize-kuvvet-gonderme-soylemleri-abesle-istigal-1073985442.html
[14] Deniz Kutluk, “Rusya’yı tahrik edecek eylemlerden kaçınmalı”, Aydınlık, 6 Aralık 2021. https://www.aydinlik.com.tr/haber/amiral-deniz-kutluk-rusyayi-tahrik-edecek-eylemlerden-kacinmali-266779
[15] Bkz., yukarıda dip not 6.
[16] “Secretary of State Antony J. Blinken and Secretary of Defense Lloyd J. Austin III Remarks to Traveling Press”, U.S. Department of War, https://www.war.gov/News/Transcripts/Transcript/Article/3009051/secretary-of-state-antony-j-blinken-and-secretary-of-defense-lloyd-j-austin-iii/
[17] Operasyon kapsamında Akdeniz’de deniz trafiği izlenmiş, şüpheli gemiler kontrol edilmiş ve 2003-2004 döneminde talep eden ticaret gemilerine Cebelitarık Boğazı’nda eskort sağlanmıştır. “Operation Active Endeavour (2001-2016)”, NATO,. https://www.nato.int/en/what-we-do/operations-and-missions/operation-active-endeavour-2001-2016
[18] “Romania, Bulgaria and Türkiye expand the MCM Black Sea TG Missions”, Ministry of National Defence, 8 July 2026, https://english.mapn.ro/cpresa/6813_romania%2C-bulgaria-and-turkiye-expand-the-mcm-black-sea-tg-missions
[19] “Implementation of the Montreux Convention”, T.C. Dışişleri Bakanlığı, https://www.mfa.gov.tr/implementation-of-the-montreux-convention.en.mfa
[20] “Regarding the 90th Anniversary of the Signing of the Convention Regarding the Regime of the Straits”, T.C. Dışişleri Bakanlığı, https://www.mfa.gov.tr/no_-140_-montro-bogazlar-sozlesmesi-nin-imzalanmasinin-90-yil-donumu-hk.en.mfa