Logo
Çağ Üniversitesi
18.11.2019

ABD’NİN DOĞU AKDENİZ ÇEVRELEME POLİTİKASI VE TÜRKİYE

Müberra ÖZTÜRK tarafından

ABD’NİN DOĞU AKDENİZ ÇEVRELEME POLİTİKASI VE TÜRKİYE

 

Sunduğu geniş kapasiteli ulaştırma imkanları, besin kaynakları, petrol ve doğal gaz sebebiyle denizler ve okyanuslar dünyanın en modern otobanları ve bu yüzden de en önemli mücadele zeminleridir. Bu sebeple; “Denizlere hâkim olan cihana hâkim olur” vecizesinde de olduğu gibi bu önemin farkında olan ülkeler deniz ve okyanuslarda yeni ticaret güzergahları ve yeni hakimiyet alanları oluşturmanın gayreti içerisine girişmişlerdir. Oluşturulmaya çalışılan rotalar mücadele alanlarına dönüştürülmeye çalışılmakta ve bu durum doğrudan dünya gündemine yansımaktadır.

Akdeniz ve özelde Doğu Akdeniz güç mücadelelerinin yaşandığı bölgeler arasında yer almaktadırlar. Güç mücadelelerinin sebepleri arasında doğal kaynaklar en önemli sebep gibi görülse de deniz yetki alanları 21. Yüzyılın en ciddi problemleri arasında yer almaktadır. Deniz yetki alanları demek doğal kaynağa, ticaret alanına kısaca denizin üstündeki altındaki tüm çıkarlarda söz sahibi olmak demektir. Dünyanın odak noktası artık denizlere kaymaktadır. Tüm dünya ülkeleri bilmektedir ki bir ülke deniz ve okyanuslardaki düğüm noktalarını, ana deniz ulaştırma noktalarını, deniz dibi enerji alanlarını kontrol ederse dünyaya hâkim güç haline gelmektedir. Bu sebepten kaynaklı olarak ABD gözünü Doğu Akdeniz’e dikmekte ve delegasyon savaşları icra etmektedir. ABD’nin 20. yüzyıl deniz stratejisinin kurucusu olan Alfred Thayer Mahan (1840-1914) denizler üzerine stratejiler geliştiren jeo-politikanın öncülerinden biri olarak kabul edilmektedir. Mahan, İngiltere’nin dünyaya yön verdiği bir zamanda ABD’nin dünya gücü olması için jeopolitik teoriler geliştirmiştir. Mahan’a göre devletin bekası için deniz yolları kontrol edilmeli ve denizler üzerinde hakimiyet kurulmalıdır. Mahan büyük devletler arasında yaşanacak savaşlar ve güç mücadeleleri için kara sınırdan uzak bölgelerde de hakimiyet kuracak deniz politikası geliştirmiştir. Bu bağlamda Doğu Akdeniz’in zengin kaynaklarına sahip olan ülkeler bu bölgenin ticaret ve önemli geçiş rotalarına da sahip olacaktır. ABD ise 20. Yüzyıl deniz politikasını geliştirerek sürdürmekte ve delegasyon savaş yöntemi ile bölgeyi ve sağladığı çıkarları elinde tutmak istemektedir. (ÖRSELLİ, 2019)

Doğu Akdeniz’de güç mücadelesi belirgin bir şekilde giderek artmaktadır. Rusya Suriye krizi ile Akdeniz’e inmiştir. Çin Modern İpek Yolu Projesi ile Akdeniz ülkeleri ile ilişkilerini geliştirmektedir. Bu durumda ABD’nin Akdeniz’de bulunmaması düşünülemez bir hal almıştır.ABD müttefiklerini realist kararlar ile seçmektedir. Türkiye Irak’ın işgalinden itibaren NATO üyesi bir devlet olmasına rağmen ABD tarafından birincil müttefik olarak görülmemektedir. ABD Doğu Akdeniz’deki kaynakları ve ticaret yollarına olan hakimliğini sağlamak için planlı ve düzenli bir şekilde Türkiye aleyhine adımlar atmaktadır. Türkiye Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuktan kaynaklanan haklara sahiptir. Fakat bu haklar ABD’ nin ulusal güvenlik stratejisi doğrultusunda olan müttefikleri tarafından zapt edilmektedir. İsrail, Mısır, GKRY, Yunanistan tarafından ABD destekli bir çember oluşturulmakta ve bu çember içerisinde Türkiye aleyhine adımlar atılarak Türkiye bölgede yalnızlaştırılmaya çalışılmaktadır. Yunanistan, Mısır ve GKRY katılımıyla Doğu Akdeniz’de birçok askeri tatbikat düzenlenmektedir. Medusa 8 tatbikatı Türkiye ve KKTC’ye gözdağı verilmek istenen tatbikatlardan bir tanesidir. (Yunanistan, Mısır ve Güney Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de ‘Medusa 8’ tatbikatı icra etti, 2019) Hatta Yunanistan GKRY ile gerçekleştirdiği tatbikata gerçek mermili F-16 savaş uçakları ile katılarak KKTC hava sahasını ihlal etmiştir.  Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemini satın alması ve Türkiye teslimatının gerçekleştirilmesi ile ABD Temsilciler Meclisi, Güney Kıbrıs’a uygulanan silah ambargosunun kaldırılmasını düzenleyen yasayı kabul etti. Birleşik Devletler tarafından çıkarılan “2019 Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji Ortaklığı Yasası” şu şekildedir:

· Silah satışlarına ilişkin yasağın Kıbrıs Cumhuriyeti üzerinden kaldırılması;

 · ABD, İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs arasında enerji iş birliğini kolaylaştırmak için Amerika Birleşik Devletleri-Doğu Akdeniz Enerji Merkezinin kurulmasına izin verilmesi;

· Yunanistan'a 3.000.000 $ Dış Askeri Finansman (FMF) yardımı verilmesi;

· Yunanistan'a Uluslararası Askeri Eğitim ve Öğretim (IMET) yardımı için 2.000.000 $ ve Kıbrıs için 2.000.000 $ yetki verilmesi. (GÜR, 2019)

Ayrıca ABD, İsrail, Yunanistan ve Rum Yönetimi arasında Doğu Akdeniz Enerji Merkezi kurulmasını istiyor. Kurulması istenen merkez ile Türkiye karşıtı ittifaklaşma resmileşmiş olacaktır. Üye ülkelerin gerçekleştirdiği hareketler resmiyete dayanacak ve ABD tarafından desteklenecektir. ABD tarafından çıkarılan Türkiye karşıtı yasalar, Yunanistan ve GKRY tarafından icra edilen uluslararası askeri tatbikatlar, Doğu Akdeniz’de Mısır, Yunanistan ve GKRY ile gerçekleştirilen deniz tatbikatları, Doğu Akdeniz Gaz Forumu, Med7 Zirvesi ile Türkiye karşıtı uluslararası ittifak oluşturulmuştur. Türkiye bölgede ittifak kurulamayan devlet olarak ilan edilmiştir. Planlı ve istikrarlı olarak Türkiye aleyhine adımlar atılmaktadır. Türkiye NATO üyesi olan güçlü bir devlettir. Aynı zamanda askeri gücü ile Doğu Akdeniz’de sayılı devletlerden bir tanesidir. Türkiye aleyhine atılan adımları lehine çevirmek zorundadır. Türkiye Suriye üzerinde terörist unsurlara karşı gerçekleştirmiş olduğu Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtı ile kara üzerindeki askeri gücünü, Mavi Vatan, Deniz Kurdu, Doğu Akdeniz 2019 tatbikatları ile deniz gücünü ve Kıbrıs garantörlüğündeki kararlı duruşu ve Astana Süreci’ne olan katılımı ile diplomasi gücünü kanıtlamıştır. Türkiye bölgede istikrarı ve barışı korumaya devam edecektir. Gerektiğinde uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını korumak için BM hukuk kuralları gereğince sınırlarını ve mavi vatanını korumak için askeri gücünü kullanmada tereddüt duymayacaktır. Türkiye sağlam duruşu ve barışçıl diplomasisi ile zamanla ittifak kurulması zorunlu olan devlet haline gelecektir.

Değerlendirme:

Amerikan anakarasına uzak gerçekleştirdiği askeri müdahale ve operasyonların gerek finansal gerekse personel maliyetini minimuma indirmek isteyen ABD, savaşın değişen yapısına da uygun olarak yerel vekil (Proxy) unsurlar ile ilişkiler geliştirmiş, eğit-donat programları ile bu unsurları istenilen yerde istenilen zamanda kullanabileceği bir yapıya dönüştürmüştür. Ortadoğu coğrafyasında vekalet unsurlarından beklediğinden daha fazla verim alan ABD, özellikle Doğu Akdeniz’de keşfedilen hidro-karbon kaynaklarının ardından benzer bir uygulamayı denizlerde gerçekleştirmenin gayreti içerisine girişmiştir. Sahada ki vekil unsurlardan elde ettiği verimi denizlerde delegasyon unsurları kullanarak daha ileri bir boyuta taşımak isteyen ABD, Doğu Akdeniz bu amacı için bir pilot bölge olarak görmektedir. Bu sebeple İsrail, Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimini kendi şemsiyesi altında birleştirerek amacına uygun bir yapı kurmaya çalışmaktadır. Özellikle ABD’nin delegasyonu rolünde ki bu ülkeler birliğinin deniz ve donanma unsurları bir bütün olarak düşünüldüğünde, bölgeyi sahne arkasından ve düşük maliyetle domine etmenin ABD’nin için bölgesel çıkarları bağlamında en ideal yol olduğunu söylemek mümkündür. Bütün bu belirtilen sebeplerden dolayı ilerleyen zamanlarda bölgede özellikle Türkiye’yi devre dışı bırakmaya, pasifleştirmeye ve anakarasına sıkışmış bir hale getirmeyi amaçlayan yeni plan-proje ve yapay ittifakların görülmesi mümkündür. Ancak özellikle son yıllarda önemle vurgulanan ‘Mavi Vatan’ kavramı doğrultusunda Türkiye, Doğu Akdeniz’de kendisine rağmen atılacak adımlara kayıtsız kalmayacağını ve gerekli görülen her türlü cevabın verileceğini defaatle vurgulamıştır. Son olarak belirtmek gerekir ki Doğu Akdeniz’in kaderi bölgeye kıyıdaş ülkeler tarafından belirlenmezse bu coğrafyada barış ve istikrara kavuşmak mümkün olmayacaktır. Doğu Akdeniz düğümünün hak ve adilce çözümü Kuzey Afrika’dan Filistin’e uzanan alanda ki istikrarsız çatışma ortamının barış ve refaha kavuşabilmesi için en önemli adımlardan birini teşkil edecektir.

 

Kaynakça:

 

ABD’nin skandal yasa tasarısında "Doğu Akdeniz" detayı. (2019). TRTHABER: https://www.trthaber.com/haber/dunya/abdnin-skandal-yasa-tasarisinda-dogu-akdeniz-detayi-412255.html adresinden alınmıştır

Doğu Akdeniz'deki en büyük tatbikat başladı. (2019). CNNTÜRK: https://www.cnnturk.com/turkiye/dogu-akdenizdeki-en-buyuk-tatbikat-basladi?page=1 adresinden alınmıştır

GÜR, H. (2019). DOĞU AKDENİZ BÖLGESİ'NDE ENERJİ VE GÜVENLİK. The Journal Of Academic Social Science, 425-439.

ÖRSELLİ, E. (2019). DOĞU AKDENİZ’DE AÇILMAYA ÇALIŞILAN PANDORANIN KUTUSU. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 388-400.

Yunanistan, Mısır ve Güney Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de ‘Medusa 8’ tatbikatı icra etti. (2019). Savunma: https://www.csavunma.com/yunanistan-misir-ve-guney-kibris-dogu-akdenizde-medusa-8-tatbikati-icra-etti/ adresinden alınmıştır

 

 

 

Müberra ÖZTÜRK

YAZAR HAKKINDA

Güney Güvenlik Okulu Ortadoğu Masası Sorumlusu.