Logo
Çağ Üniversitesi
03.05.2020

PANDEMİ KRİZİNİN GELECEĞE YANSIMALARI

Zafer AY tarafından

            PANDEMİ KRİZİNİN GELECEĞE YANSIMALARI

 

 

            Küresel dünyada Çin merkezli başlayıp daha sonra adım adım yayılarak en son Avrupa ya da Batı merkezli bir kriz haline dönüşen koronavirüs’ün halihazırda sebep olduğu kayıplar ile birlikte, postkoronavirüs döneminde ortaya çıkacak olan yeni manzaralar bir hayli önem ve merak arz etmekte. Özellikle Çin’de başladığı dönemde Çin için ekonomik bir sarsılmaya sebep olan koronavirüs yayıldığı süre zarfı içerisinde küreselleşmeye darbe vurarak ülkeleri kapalı politikalar izlemeye zorunlu kıldı. Bu krizin ortaya çıkarmış olduğu bölgesel ayrışmalar ve yalnızlaşmalar da şüphesiz kriz sonrası döneme etkisini gösterecek önemli devlet davranışlarına dönüşecektir.

Koronavirüs Öncesi:

            Aslına bakacak olursak koronavirüs krizi bizlere, küresel ölçekte devletler arası ilişkilerin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyan bir mesele olarakta kendini göstermekte. Soğuk Savaş yıllarından beri Doğu ve Batı blokunun içerisinde bulunduğu rekabette, özellikle Batı bloğu müttefikleri olan ABD ve AB arasındaki politika anlaşmazlıkları kriz öncesi yakın dönemde tamamen belirginleşmişti. AB ve Kafkaslar’ ın jeopolitiğini bölgesel olarak Rusya ve Çin’e karşı çevreleme politikasının bir aracı olarak kullanan ABD, küreselleşen dünya da Çin’in Avrupa Birliği ile olan özellikle ekonomik ilişkilerini ve Avrupa Birliği’nin Rusya’ya karşı enerji bağımlılığını engelleyememiştir. Bu neticede ABD’ nin zaman zaman dış politikadaki Rusya ve Çin’e karşı yapmış olduğu hamlelerin Avrupa Birliği’ne olumsuz yansımaları olmuştur. Bu olumsuz yansımalar sonucunda ise AB ülkeleri özellikle NATO’nun ve ABD müttefikliğinin kendi çıkarları için faydası ve zararları üzerinde oldukça fazla tartışma gereği duydu.

            Son olarak koronavirüs öncesi yakın bir dönemde düzenlenen 56. Münih güvenlik konferansında özellikle AB tarafından vurgulanan ABD ve AB’nin dış politika uyuşmazlıkları ‘Westlessness’ yani ‘Batısızlaşma’ kavramı olarak dünyaya duyuruldu. ABD’nin dış politikada Rusya ve Çin’e karşı özellikle Ortadoğu ve Kafkaslar’ın jeopolitiğini kullanarak geliştirdiği dış politika hamleleri Avrupa Birliği’ni Rusya ve Çin’in jeopolitik önemini daha iyi kavramaya itmiştir. Bu dönemin ardından gelen koronavirüs krizine karşı ise ABD ve AB’nin birbirlerine karşı kapalı politikalar izlemesi ve kriz ile mücadelede yetersiz kalması ABD ve AB ilişkilerinin yeniden sorgulanmasına yol açan bir unsur oldu. Özellikle Rusya’ya olan enerji bağımlılığı ve Çin’in ‘Bir Kuşak, Bir Yol’ projesinin bir parçası olması sebebiyle Avrupa Birliği dış politikada ABD’den bağımsız politikalar izleyerek Asya Bloğu’nun bu iki büyük müttefiki ile ilişkilerini belirli bir seviyede tutmak istemiştir.

 

Koronavirüs Dönemi:

            Yukarıda belirtildiği gibi küresel siyasette özellikle jeopolitik öneme sahip olan Doğu ile Batı Bloğu aktörlerinin birbirlerine karşı olan tutum ve davranışları değişkenlik gösterme özelliğine sahip güç merkezi geçişlerinin seyrini değiştirmekte. Gerek bölgesel, gerek küresel müttefiklik bağlarının zaman içerisinde kurularak çıkarlar neticesine dayalı dış politikalar geliştirmenin önemi özellikle koronavirüs ve sonrasında oluşacak kriz dönemi gibi periotlarda önemli bir yere sahiptir.

            Yukarıda altyapısını şekillendirmeye çalıştığım Doğu ile Batı denklemi arasındaki ve kendi içerisindeki ilişkiler koronavirüs döneminde de önemli bir yere sahip ve yaşanan kriz sonrası dönemde de belirleyici bir element olarak karşımıza çıkacaktır. Özellikle tarihin güçlü Batı müttefiki olan ABD ve AB arasındaki içine kapanık politikalar, yardımlaşmanın olmaması ve her devletin kendi içindeki problemleri birlik ve müttefiklik ideolojisinden bağımsız bir şekilde çözmeye çalışması halihazırda gerginleşen bağların birer tel daha kopabileceğinin sinyallerini taşımaktadır. ABD ve AB’ nin birbirlerini yalnız bırakmasının yanında ise dikkat çekici ve önem arz eden konu Çin ve Rusya’dan bazı AB ülkelerine gelen destek ve yardımlardır. Krizin Avrupa’da ortaya çıkmasıyla birlikte özellikle İspanya’ya sağlık ekipmanı ve test kiti gibi yardımlar yapan Çin, Bir Kuşak Bir Yol projesinin son limanı olan AB topraklarında dostane bir imaj yaratarak meydana gelebilecek olumsuzlukları ortadan kaldırmanın fırsatını eline geçirmiş bulunuyor. Öte yandan koronavirüs hastalığının ağır kayıplara yol açtığı İtalya’ya ise Rusya’nın göndermiş olduğu tıbbi yardım malzemeleri, sağlık ekipman ve personelleri de şüphesiz AB içerisine nüfuz edebilmenin bir fırsatı olarak karşımıza çıkıyor.

            Özellikle Asya Bloku müttefikleri Çin ile Rusya’nın şu an için uluslararası sistemde elini güçlendirmeye yarayan bu kriz ortamı, ABD ve AB ilişkilerinin hasar görmesiyle birlikte güç merkezinin Batı’dan Doğuya hızlı bir geçiş göstermesi açısından önemli bir etken olarak görünmekte. Batı’ nın özellikle sosyal devlet imajını onarması ve iyileştirmesi gereğinin ortaya çıkması ihtimali de daha otoriter yönetimlere sahip olan Asya Bloku müttefikleri Rusya ve Çin’in uluslararası siyasette daha aktif bir rol oynaması için yarar sağlayacak bir başka konu olarak ortaya çıkmakta.

Sonuç:

            Koronavirüs krizi öncesi ve kriz dönemi boyunca devlet ilişkilerinde yaşanan iniş çıkışlar şüphesiz kriz sonrasında oluşacak yeni dengenin önemli belirleyici unsurlarından olacaktır. Bunun yanı sıra ölüm ve vaka oranlarının günden güne arttığı Batı devletlerinde kriz sonrası dönemde hükümetlerin sosyal devlet rolünün daha fazla gelişime ihtiyaç duyması ortaya çıkabilir ve bu durum özellikle uzak bölge politikalarında değişikliğe gidilmesine yol açabilecek bir unsurdur. Bunun sonucunda ise dünyada birçok uzmanın da öngördüğü gibi küresel bir güç boşluğu ortaya çıkacaktır. Ortaya çıkacak olan güç boşluğunu doldurma rekabeti ise özellikle Batı ve Asya Bloğu ekseninde yaşansa da bloklar arası eksende yer alan ve Türkiye gibi bölgesel bir güç olma gayreti sarf eden ülkelerin jeopolitik önemini bir kez daha ortaya çıkararak doğru hamlelerle ulusal kazanç elde etmenin önünü açabilir.

            Ayrıca yukarıda da belirtmiş olduğumuz gibi  ABD ile AB arasında belirginlik kazanan fikir ayrılığı ve ilişkilerde meydana gelen çatlamaları iyi okuyan Rusya ve Çin, koronavirüs krizi ile mücadelede Batı ülkelerinin yalnız kalması sonucu biraz daha genişleyen bu çatlaklardan Avrupa’ nın içerisine nüfuz edebilmenin yolunu keşfetmiş ve ilk adım olarak özellikle tıbbi ekipmanlar, test kitleri ve sağlık personelleri gibi yardımlarla  AB’ nin güney kapısı İtalya ve İspanya ile ilişkilerini  geliştirme çabasında bulunmuştur. Özellikle Türkiye ile olan iyi ilişkileri sayesinde NATO tehtidinin sınırlarına yaklaşmasını belli bir ölçüde engellemeyi başarmış olan Rusya, İtalya’ya göndermiş olduğu yardımlar sayesinde askeri araçlarını hem Avrupa Birliği hem de NATO üyesi olan bir devletin sokaklarında ilerleterek, NATO’ nun kalın duvarına bir darbe daha vurmuştur. İlk adımda AB içerisine yumuşak güç elementi ile nüfuz etme imkanı bulan Rusya’ nın bu tavrı kuşkusuz kriz sonrası oluşacak denklemde NATO’ nun işlevselliğinin biraz daha sorgulanır hale gelmesine sebep olacak ve İtalya ile geliştirilecek ilişkiler ve İtalya’ nın jeopolitik önemi Rusya’nın Akdeniz politikasına da şüphesiz etki edecek bir diğer önemli faktör olacaktır. Bunun yanı sıra Çin’de Bir Kuşak Bir Yol projesi kapsamında oldukça büyük jeopolitik öneme sahip İspanya ve İtalya ile gelişen ilişkiler neticesinde uluslararası sistemde elini güçlendirecektir.

            Son olarak bugün geldiğimiz noktada görünen tabloda kriz sonunda oluşacağı öngörülen küresel güç boşluğunun doldurulması konusunda güç ekseninin Batıdan Doğuya doğru hızlı bir şekilde geçiş göstermesi ile birlikte Çin ile Rusya’ nın iktisadi ve siyasi-askeri perspektiflerden kendi çıkarları doğrultusunda anlaşmalı politikalar geliştirmekte olduğu görünmektedir. Şüphesiz Batı blokunun kendi içerisindeki uyuşmazlıkların getirmiş olduğu kırılgan durumdan, ikili ilişkilerini daha da güçlendiren Asya Bloku müttefikleri Rusya ve Çin kendileri adına en fazla kazanç sağlamanın yollarını arayacaklardır. Eğer mevcut durumda Batı devletleri içerisinde bulundukları müttefiklik belirsizliği ile baş edemezlerse rakip olarak enerji, ekonomik ve askeri güç elementlerini ellerinde bulunan Asya Bloğu ile karşı karşıya geleceklerdir. Rusya ve Çin için ortak düşman ABD, ortak payda ise AB olarak görünürken, ABD ve AB hala dost düşman ayrımının yapılamamasının sancısı ile baş etmeye çalışmaktadır.

Zafer AY

YAZAR HAKKINDA

Güney Güvenlik Okulu Avrasya Masası Sorumlusu.