Logo
Çağ Üniversitesi
02.12.2019

TÜRKİYE'NİN HAVA SAVUNMA SİSTEMİ İHTİYACI VE S-400 SİSTEMLERİNİN TEDARİKİ

Cengiz Fırat BİRGİN tarafından

Türkiye’nin Hava Savunma Sistemi İhtiyacı ve S-400 Sistemlerinin Tedariği

Türkiye Soğuk Savaş boyunca özellikle Sovyet Rusya tarafından gelebilecek tehditleri bertaraf etme noktasında savunma ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla NATO’ nun güvenlik şemsiyesi altında bir savunma stratejisi izlemiştir. Doğal olarak bu durum Türkiye’nin askeri savunma ve güvenlik önceliklerinin belirlenmesinde doğrudan etkili olmuştur.

Ancak Soğuk Savaş sonrası ortaya çıkan koşullar, tehditlerin değişen doğası ve tehditlerin küresel boyutlara ulaşması Türkiye’nin de Soğuk Savaş boyunca izlediği stratejilerin değişmesine neden olmuştur. Diğer bir ifadeyle NATO’ya olan ihtiyacın doğurduğu ‘zoraki güvenlik ve stratejik tercih’ zamanla küresel ve bölgesel güvenlik ortamının gereklilikleri doğrultusunda bazı temel değişikliklere uğramıştır (SEREN, 2015).

Özellikle Körfez Savaşı ile birlikte bölgede Türkiye’ye komşu ülkelerin balistik füze kapasitelerinin ön plana çıkması, sonra ki süreçte ise özellikle 2000’li yılların başından itibaren bölgesel istikrarsızların artış göstermesi Türkiye’nin ulusal güvenlik ve savunma stratejilerini tekrardan gözden geçirmesini zorunlu hale getirmiştir. Bilhassa Türkiye’nin sınır komşusu ülkelerde ki istikrarsız ortamlarda yuvalanma-gelişme imkanı bulan terör örgütlerinin defalarca kez kısa ve orta menzilli füzeler ile saldırıları yapmış olması ve bu saldırılar neticesinde özellikle sınır illerimizde pek çok sivil vatandaşımızın şehit olması Türkiye’nin hava savunma sistemlerine olan acil ihtiyacını tekrardan gözler önüne sermiştir.

Yakın coğrafyasında ki güvensizlik ortamından hareketle Türkiye, hava sahasının korunması amacıyla NATO’dan uzun menzilli hava savunma sistemi talebinde bulunmuştur. Türkiye’nin bu talebi doğrultusunda 2013-2015 yılları arasında Gaziantep’ de Amerikan, Kahramanmaraş’da Alman ve Adana’da Hollanda silahlı kuvvetlerine ait Patriot Hava Savunma Sistemleri görev yapmış ve daha sonra ülkelerine dönmüşlerdir. Ayrıca 2015 yılından itibaren İspanyol Patriot sistemleri İncirlik’ de, İtalyan SAMP-T sistemleri ise Kahramanmaraş’ da görev yapmaktadır.

Ne var ki NATO tarafından sağlanan bu geçici güvenlik önlemi Türkiye’ye karşı daima bir siyasi koz unsuru olarak kullanılmış ve özellikle Türkiye’ nin yeni stratejik güvenlik mimarisinin oluşturulmasına yönelik atılan kritik adımlarda bu koz yeniden gün yüzüne çıkartılmıştır.

Sonuç olarak Türkiye bu geçici çözümün hava savunma ihtiyacını karşılamada yetersiz olduğunu değerlendirmiş ve stratejik bir ihtiyaç olan hava savunma sistemlerinin farklı ülkelerden tedarikini değerlendirmeye başlamıştır. Bu doğrultuda hava sahası güvenliğini önceleyen Türkiye ilk olarak acil ihtiyacın karşılanması ve yerli ve milli sistemler geliştirilinceye kadar hava sahasının güvence altına alınabilmesi maksadıyla Rus yapımı S-400 Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemlerini satın almıştır.

Ancak Türkiye ile Rusya’nın satın alma görüşmelerini başlattığı tarihten itibaren, ABD bir NATO üyesinin Rus yapımı stratejik savunma sistemlerini satın almasını hoş karşılamayacağını belirtmiştir. Bu doğrultuda gerekirse CAATSA yaptırımlarını dahi yürürlüğe sokabileceğini belirten ABD, Türkiye’nin S-400 sistemlerini almasını ve kullanmasını engellemek için ekonomik ve siyasi bütün tedbirleri alabileceğini defalarca vurgulamıştır.

Amerika’nın siyasi ve ekonomik tehditlerine boyun eğmeyen Türkiye 2019 yılı içerisinde ilk batarya s-400 sistemlerini Türkiye’ye konuşlandırmış ve bütün sistemlerin yerleştirilip aktif hale getirilmesinin en geç 2021 yılı içerisinde tamamlanacağını belirtmiştir.

Bu noktada irdelenmesi gereken önemli bir nokta ise S-400 sistemlerinin Türkiye’nin hava savunma sistemi ihtiyacı için yeterli olup olamayacağı sorusudur.

Geçtiğimiz Eylül ayında Suudi Arabistan’ın petrol şirketi Aramco’nun üretim tesislerine seyir füzeleri ve insansız hava araçları ile yapılan saldırı özellikle stratejik tesislerin korunması bağlamında tek katmanlı bir hava savunma sisteminin yeterli olamayacağını gözler önüne sermiştir. Özellikle saldırıya uğrayan bölgeye çok yakın bir konumda konuşlandırılmış olan Patriot PAC-3 gibi modern bir hava savunma sisteminin füze ve insansız hava araçlarını fark edememiş ve engelleyememiş olması, stratejik tesislerin korunması için çok katmanlı sistemlerin gerekliliğini bir kez daha göstermiştir.

Yani güvenlik kavramının değişen doğası ile birlikte hava sahalarının korunması hususu da kaçınılmaz olarak değişmiştir. Peki mevcut hava savunma sistemleri yeni döneme nasıl uyum sağlayacaklardır?

Bu noktada özellikle Türkiye’nin satın aldığı S-400 sistemlerinin tek başına Türk hava sahasının tamamını korumak için yeterli olamayacağı aşikardır. Bu sebeple Türkiye ile Rusya arasında anlaşmaya varılan hava savunma sistemi satışında ki ‘teknoloji transferi ve ortak üretim’ konularının altını önemle çizmek gerekir.

Gelişen ve değişen tehdit ve ihtiyaçlar doğrultusunda özellikle yurt içinde ki stratejik tesislerin korunmasına yönelik olarak kısa ve orta menzilli yeni sistemlerin satış ve ortak üretimi yapılarak çok katmanlı bir hava savunma sisteminin oluşturulmaya çalışılacağı pek çok uzman tarafından değerlendirilen bir husustur.

Bu amaç doğrultusunda kısa süreli acil ihtiyaçların giderilmesi bağlamında Rusya’dan Pantsir-S1 Kısa ve Orta menzilli savunma sistemlerinin satın alınması ve akabinde ortak üretim-teknoloji transferine girişilmesi pek de uzak bir ihtimal değildir.

Ancak uzun vadeli çözümün daima yerli ve milli silah sistemlerine dayandığı gerçeğini tecrübe etmiş olan Türkiye, uzun dönem hava savunma ihtiyacının karşılanması bağlamında “Siper” projesini başlatmıştır. Proje kapsamında Hisar-U, Hisar-A ve Korkut silah sistemleri ile çok katmanlı bir hava savunma sistemi kurmak isteyen Türkiye, mümkün olan en kısa sürede yerli ve milli savunma sistemleri ile havadan gelebilecek her türlü tehdidi (balistik füzeler, uçaklar, silahlı veya silahsız insansız hava araçları ve dronlar) bertaraf edebilmeyi amaçlamaktadır.

Öte yandan Türkiye, F- 35 çok yönlü (Multi-role, stealth) saldırı uçağı projesine ortak olarak hava güvenliği etkinliği ve saldırı kabiliyetini geliştirmek istemektedir. Envanterde bulunan F-16 savaş uçaklarının yerini alacak olan 5. Nesil F-35 savaş uçağı projesinin tedarikçi ülkelerinden olan Türkiye toplamda 116 adet F-35 siparişi vermiştir. Ancak yine siyasi ve stratejik nedenlere bağlı olarak ABD, Türkiye’nin S-400 sistemi satın almasını bahane ederek Türkiye’ye satın aldığı F-35 uçaklarını teslim etmemiş, dahası Türkiye’yi ortak üretim programından çıkarmakla tehdit etmiştir.

ABD yapımı F-35 stealth savaş uçağı ile Rus yapımı S-400 hava savunma sistemlerinin bir arada çalışamayacağını ve bu kritik uçağın teknolojik sırlarının Rusya’nın eline geçebileceğini belirten ABD, bu sebeple Türkiye’ye gelmiş ve gelecek olan S-400 batarlayalarının aktif edilmesini engellemeye çalışmaktadır.

Ancak ne var ki ‘Stealth’ (Radarda görünmeyen uçak teknolojisi) teknolojisi ile öne çıkan F-35 uçağının Alman Hensoldt firmasının Twlnvis adı verilen radarı tarafından tespit edilebilmiş ve dahası 160 km boyunca izlenebilmiş olması uçağın teknolojik altyapısının ne kadar güvenilir ve başarılı olduğunun sorgulanmasına neden olmuştur.

Bu gelişme ışığında çeşitli bahanelerle sürekli ertelenen F-35 teslimatlarının, Türkiye’yi başka alternatiflere yöneltip yöneltmeyeceği ise tamamen siyasi konjonktüre bağlı olmakla birlikte Milli Savunma Bakanlığı tarafından alanında uzman kişilerle birlikte değerlendirilmektedir.

 

Kaynakça:

(2019, Mayıs 27), ‘Türkiye’nin katmanlı hava savunması’, http://savunmasanayi.org/turkiyenin-katmanli-hava-savunmasi/ adresinden alınmıştır.

(2015, Ağustos 17), ‘ABD ve Almanya Türkiye’de ki Patriot füzelerini çekiyor’, BBC, https://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/08/150817_patriot_fuzeleri_abd_almanya adresinden alınmıştır.

Altuntaş, A. (2015, Mart 26), ‘Patriotlar neyi koruyor?’, Aljazeera, http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/patriotlar-neyi-koruyor adresinden alınmıştır.

(2019, Eylül 3), ‘Alman radar teknoloji şirketinden F-35i radarda yakaladık iddiası’, http://www.kokpit.aero/f35-radara-yakalandi-mi adresinden alınmıştır.

‘Türkiye’nin hava ve füze savunma sistemleri’, Aselsan, https://www.aselsan.com.tr/tr/cozumlerimiz/hava-ve-fuze-savunma-sistemleri adresinden alınmıştır.

Seren, M. (2015). Türkiye'nin Füze Savunma Sistemi: İhale Süreci, Temel Dinamikler ve Aktörler. SETA. https://www.academia.edu/33025783/T%C3%BCrkiyenin_F%C3%BCze_Savunma_Sistemi.pdf adresinden alınmıştır.

Cengiz Fırat BİRGİN

YAZAR HAKKINDA

Güney Güvenlik Okulu Danışma Kurulu Başkanı ve Ortadoğu Masası Sorumlusu